15 Aralık 2010 Çarşamba

G- Fasulye Pörtletmek

G- FASULYEYİ BİRLİKTE “PÖRTLETTİĞİMİZ”   
           KADİR BARAN’IN GÖRÜŞLERİ:

Değerli dostum,
Türkiye’de ki birçok çürümeye parmak basman önemli. Biliyoruz ki bu konular sadece yazdıklarınla sınırlı değil. O nedenle eminim ki yazdıklarının devamı da gelecektir.
Biliyorsun ki, bir odada havasız kalmış bir kişi havanın kirlendiğini bilemez. Dışardan, yani havası temiz bir yerden gelen birisi havanın kirlendiğini derhal bilir.
Senin de aynı misal birçoklarının kanıksadığı, ama aslında öyle olmaması gerektiğinin farkına varmasını sağlayacağından eminim.
Kavram karmaşası nedeniyle gerçeklerin örtülmesi, buna bağlı olarak da insanın kendisine yabancılaşıp, senin deyiminle “mencerleşerek” çürümesinin gündeme gelmesi noktasında ileriki zamanlarda da yazacağını umuyorum.
Rahmetli İnönü’nün dediği gibi “Bir ülkede namuslular namussuzlar kadar cesur olmalıdır.” Çalışmaların için tebrik eder ve devamını dilerim.
İvriz İlköğretmen Okulu, 1972 yılı, 6-C sınıfından arkadaşın: Kadir BARAN.


FASULYEYİ NASIL “PÖRTLETTİK”?

Ya Hu Kadir; bizim arkadaşların hepsi senin gibi saklanıyor…!
Lafa bak; “6-C  sınıfından” arkadaşımmış…!
Sen benim asıl 1-C sınıfından arkadaşım değil misin!
            O altı koca yılı, dolu dolu ve iç içe  ortaklaşmadık mı ?
            Hem sen İlköğretim Müfettişi olduğunu niye saklıyorsun…!
            Lakin Nasrettin Hoca dediğine, “Sen de haklısın!”…
            Sanırım hatırında sadece, 6. sınıftayken uygulama stajındaki kabuğunu pörtlettiğimiz fasulyeler kalmış olmalı çünkü…! Ama  o günler daha dün gibi benim de hatırımda…!
            Biliyorsun o yıllarda düdüklü tencere falan yoktu. Varsa da bizlerde yoktu. Hani kuru fasulyeyi bir türlü iyi pişiremiyorduk. Ne yapsak da sert kalıyordu ama yine de idare ediyorduk!
            Hani bizim Ürgüp’lü Hüseyin İltaş, staj grubumuzun tabldot şefiydi… Oturduğumuz evin “günlük işler nöbetine” kalan arkadaşa pişirilip taşırılacakların listesiyle tarifesini hep O verirdi…! O gün nöbet sırası senindi… Talimatını ve tarifeni aldın, kuru fasulye ve pilav pişirecektin…
İltaş Sana; “Önce fasulyeleri bir güzel pörtleteceksin.” demişti de, sen de tamam demiştin…!
Akşam geldik, baktık; kuru fasulyeyi en güzel sen pişirmiştin… Çok beğenmiştik; sen de övünmüştün…!
Bunun üstüne bir güzel cümbüş tıngırdatmıştın(?)
Ama biz bir de baktık ki tüm fasulyeler yarım!
Dikkat ettik ki ne görelim? Tenceredeki tüm fasulyelerin kabuklarını soymuştun!  “Ulan Kadir, bu ne..?” dedik de;
“Ben onların kabuklarını pörtlettim.” demiştin; gülüşmekten kırılmıştık! “Fasulye pörtletmeyi” ne de güzel bilmiştin…(!)
 İltaş’ın “Pörtleteceksin.” lafı, “Kaynatıp haşlayacaksın.” demekti! Halbuki asıl pörtletme, sebze türü şeylerin közlenmesidir. İltaş yanlış kelime kullanmış, sen ise pörtletmek yerine işin en doğrusunu yapmıştın! Bizi de kabukla uğraşmaktan kurtarmıştın!
O gün bu gündür önümüze gelen her şeyin kabuğunu senin usul pörtletmeye ve direkt hedefe yürümeye, merhum Cumhurbaşkanımız Sayın İsmet İnönü’nün zikrettiğin meşhur sözünde olduğu  gibi, en az namussuzlar kadar ses çıkarabilme gayretine  başlamıştık…! Seni bilmem ama ben senden öğrendiğim bu “kabuk pörtletme” işine aynı yol, yöntem ve amaçlarla daha da geliştirerek hala devam ediyorum!
Caner bana “kabukla uğraştığını” yazmış…
Ben de O’nu; “Caner atma! Sen kabukla mabukla uğraşacak adam değilsin. Zaten sen yanımızdan gidince ve sensizliğimizde, Kadir Baran’la biz, bu kabuk işleriyle uğraştık. Sen yanımızda olmuş olsaydın uğraşmaz, doğrudan doğruya senden öğrenir, direkt hedefe giderdik.” diye cevapladım.
Ve inşallah hiçbir zaman, işin kabuğuyla mabuğuyla uğraşmadık ve de uğraşmayacağız…! İşin özüne “dalma çekeceğiz…!”

Unutma; insanımıza inşallah elimizden gelen her katkıyı yapacağız.!
Canım arkadaşım Kadir;
Her halin için teşekkür ediyor, yılların özlemiyle gıyaben seni de  kucaklıyorum…! Ve dünya gurbetinden, gerçek başarıyı yakalamış olarak aslına dönenlerden olmanı, olmanızı ve olmamızı diliyorum Allah’tan!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder